Sayfalar

28 Kasım 2016 Pazartesi

Sevda Dolu Bir Yaz


Füruzan kitaplarıyla tanışmadan önce ne ile karşılaşacağımı biliyordum sanki. Yani ismi bu kadar etkileyici ise yazdıkları daha da etkileyici olmalı diyordum. Ne kadar bilimsel bir yaklaşım :)

Kütüphanelerde ilk aradığım yazarlardan olsa da pek denk gelememiştim, ta ki Doğan Hızlan Kütüphanesi'nde tesadüfen buluncaya kadar. Tesadüf oldu çünkü bilgisayar kayıtlarında görünmüyordu, bu durum hevesimi daha da katladı tabi...

Sevda Dolu Bir Yaz iki bölümden oluşuyor. 
İlk kısımda hikayeyi bir köşkün odalarında koşturan bir ufaklıktan dinliyoruz. Özenle giydirilip, bahçede hazırlanmış özel kahvaltılara oturan, babasını anlata anlata bitiremeyen bir kızdan. Köşkü ve bahçeyi kafanızda o kadar canlandırıyorsunuz ki, hanımeli kokusunu duymak işten bile değil.
Olayların seyri yavaş yavaş değişmeye, ufaklığın kurduğu kule sarsılmaya başlıyor. Ara ara burnumun direği sızlayarak okudum...

İkinci kısımda hikayesi kadar ismini sevdiğim, her okuyuşumda iki kez telaffuz etmekten zevk aldığım Şemsigül Şehrazat Debrecenli'nin öyküsü var. Her ne kadar o isminden nefret edip okul numarasıyla çağrılmayı seçse de kulağa hikaye gibi geliyor ismi. 
Şehrazat'ın okul günleri ile okumaya başlıyor, bir yetişkin olarak vedalaşıyoruz. 

Ben bu konukluğun ortada yaşanan bölümlerini, kuş sesleri, ot hışırtıları, ağustosböceklerinin yazı baskınlaştıran ötmeleriyle çevrelenen korunağımın uzaklığından izledim.
Yüreğim çarpmıyor gibiydi.
O günlerde, dokunaklı bir şarkı bilmeyi ah ne çok istemişimdir.

Bezgin, vaktinden önce yaşlanmış anneler, kışın soğuktan korunmaları için birçok kumaş yığınının, eklenmiş yünlerin oluşturduğu şeylerle üst üste giydirilen hantal görünüşlü nezleli sıska çocuklar, evlerine döner dönmez bağırmaya başlayan babalar, herkes uykuya çekildiğinde gecenin ağırlığını sıklıkla bozan öksürükler. Tan yeri ağarmadan başlayan iniş çıkışlar...
Bir bizden ses çıkmıyordu.

Okul günlerini bir an önce geçsin isteyerek okuyup, deniz aşırı ülkelerden elleri kolları hediye dolu olarak gelen babasını dört gözle bekledim. Yurdanur'un hikayesini kendi arkadaşım gibi dinleyip, derdine ortak olmak istedim.
Ama en çok Kerim Ali Dayı'yı dinlemek istedim. Bana Berrin'i anlatsın, gözlerindeki perde aralansın istedim.

Sevda Dolu Bir Yaz Ankara  Devlet Tiyatrosu tarafından da sahnelenmiş.

Okunacaklar listenize bir Füruzan kitabı eklemelisiniz...

2 yorum:

Cocuklu Hayat dedi ki...

Bende kütüphaneden bir kitabını almıştım. İlk tanışmamız o şekilde olmuştu. "Gül Mevsimidir" i okumuştum. Betimlemeler onda da çok fazlaydı.Çok beğenmemiştim konusunun içine giremedim sanırım. Anlamadan bitirdiğim nadir kitaplar içinde yerini almıştı :)

flzpink dedi ki...

Anlamadan bitirmek :) Bazen benim de olur, gözlerim okur ama aklım eşlik etmek istemez...
Ben sevdim Füruzan'ı, sonbahara uygun bir yazar :)